Mudanya Mudanya - Tuta Absoluta üzerinden konu?alym bugün
Yazılar
Nurdan ÇAKIR TEZGİN
Yayin Tarihi: 23.07.2010
Tuta Absoluta üzerinden konuşalım bugün
Pınar Kaftancıoğlu, yıllar önce İstanbul'dan kaçıp Ege'de Nazilli Ocaklı Köyü'nde kendi doğal yaşamını kurmuş biri.
İlginç bir öyküye sahip, kendi internet sayfasında şöyle diyor; “sakin bir yerlere gitme, bir taş ev yaptırma, kendi bahçemde bir şeyler yetiştirme, bir sürü hayvan alıp onlarla zaman geçirme” planını gerçeğe çevirmek..." ve devam ediyor; İş hayatından yakayı kurtarmayı başardığınızda karar vermek zor olmuyor. Bir kamyon çağır, Mecidiyeköy’deki apartman dairesinin eşyasını içine doldurt, arabaya atla... Köprü’den son bir geçiş... Son bir ‘‘hoşçakal’’...
Ve kırsalda gerçek bir doğal yaşam...
Kızı İpek'i kurduğu çiftliğindeki doğal ürünlerle besleyip büyütmeye çalışan bir şehir kaçkını o. Elbet, sadece kızını ve ailesini değil, büyük şehirlerdeki dost ve yakınlarını da. Nasıl oluyor bu derseniz kendisinin e-posta grubuna üye olmanızı salık veririm. Zira; Her Pazar akşamı posta kutularınıza birer mektup ve uzunca bir liste geliyor. O haftanın doğal yetişen bahçe tarla ürünleri nelerdir ve nasıl ulaşacaklardır size okuyor bilgi sahibi oluyorsunuz, arzu ederseniz bir mektup yazarak siz de talepte bulunuyorsunuz.
Kimyevi ilaç kullanılmadan, doğal hayvan gübresi ile üretilmiş domates, patlıcan, biber, kabak, taze fasulyeden tutun da, köy ekmeği, tarhana, salça, maydanoz, elde açılmış köy yufkası, mevsiminde yetişen meyveler vs... birçok kendi yetiştirdiği ürünü haftalık doğal yiyecek kolileriyle kapınıza kadar ulaştırıyor. Bütün bunları yazıp sizlerle paylaşma nedenim; Doğaya duyarlı bir insan olan Pınar Hanım'dan gelen aşağıdaki mektup!
Gazetelerde domates güvesi ilaçlarının tam sayfa ilanını görenlerden, köyde yaşayan akrabaları ile görüşenlerden, gıda sektöründe çalışanlardan Tuta Absoluta (domates güvesi) ile ilgili çok fazla soru geliyor şu ara. Ziraat mühendisi değilim elbette ancak işin tam göbeğindeyim. Görerek, izleyerek, Ziraat Odası'ndan, yetiştiricilerden dinleyerek öğrendiklerimi yazmak istedim.
Türkiye'nin domates ihtiyacının %90'ı, salça endüstrisi ihtiyacının ise %100'ü açık tarla domateslerinden karşılanıyor. Dikimler ağırlıklı olarak Ege'de, Çanakkale'de, Antalya'da, Afyon - Burdur - Denizli Yöresi'nde ve Bursa civarında yapılır. Birkaç senedir ''geliyorum'' deyip yavaşça süzülen, ancak bu yaz itibariyle açık tarla domateslerinin %80'ini vuran bir hastalık var artık. Tuta Absoluta bu... Güney Afrika'dan dünyaya yayıldığı rivayeti olan, komplo teorilerine inananlar için ise laboratuarda geliştirilmiş bir böcek türü... Başa çıkılmaz bir yaratık. En çok domatesi seviyor. Kabuğun altına girip orada larva bırakıyor. Kabuğun altında kendini korumaya aldığı için bugüne kadar kullanılan tarım ilaçları bile işe yaramıyor.
Feromon, bu böceği yiyen bir başka tür böcek ve yüksek miktarda tarım ilacı ile üçlü bir yöntem uygulanıyor. Çiftçiler ise daha korunaklı bulduğu için domatesleri seralarda yetiştirmeyi tercih ediyor şu ara. Elli yıldır yaz aylarında dinlendirilen seralar bu yaz ağzına kadar domates dolu. Alan tamamen kapatılıp gazla birlikte ilaç sıkılıyor. İhracat kapılarından dönme hikayeleri de bu ilaçlar nedeniyle çoğaldı şu günlerde. Rusya, Ukrayna, Almanya ve Bulgaristan'ın ilaç testlerini geçemeyip geri dönen bütün ürün iç piyasaya sürüldü. Kilosu 25 kuruş'tan bile domates bulabilirsiniz şu anda, yanlış okumadınız.
Bu sene üretilecek neredeyse bütün ketçaplar, salçalar... bu domatesleri içerecektir. Çiftçi bir yandan mahsül toplayıp bedavaya yakın fiyata satış yaparken diğer yandan korkusundan tarlasını akıl almaz bir kuvvetle ilaca boğuyor. Domates domates olalı hiç bu kadar tarım ilacı yememiştir, inanın.
Yakın köylerin tamamını gezdim. Yenipazar, Donduran, Altıntaş, Bozdoğan, Çine, Atça, İsabeyli... Tüm Menderes Ovası hastalıktan kırılıyor. Tarlalara koca TIR'lar yanaşmış, kopan domates acilen dorselere atılıyor. Çiftçiler bu senenin zararını sineye çekecek ve seneye bunu yaşamamak için tarlasını böceklerden en kuvvetli zehirlerle arındıracak. Tonlarca ilacı toprağa gömecek ne olduğuna, ne sonuçlar doğurabileceğine bakmadan.
Tuta Absoluta bugün domateste yaygınlaştı. Yakın gelecekte patlıcan'da, kabak'ta, armut'ta, elma'da ne olacağının garantisi yok. ''Tarım ilacı satmak'' dışında belirgin bir tarım politikası yok ortada. (Tarım ilacı demişken özellikle söylemek istedim. Şu ilaç arındırma sıvılarından uzak durmaya çalışın. İlacı ilaçla arındırmak mantıksız geliyor bana. Eğer amaç arındırma ise bol suyla yıkanmış sebzeyi bir leğene koyun, bir kapak gerçek sirke, bir kapak da tuz atın. On dakika kalsın, durulayın. Şu en çok reklamı yapılan arındırma sıvısı kimyasal yolla sirke üreten bir fabrikanın imalatı.)
Tüm bu hastalığın ortasında temiz ne kaldı derseniz, sadece yayla malları... Yüksek rakım doğal olarak koruyor meyve ve sebzeyi her türlü hastalıktan. Elbette satıcılar da bu işe uyandı, kime sorsanız ''yayla malı'' satıyor. Tatile gittiğiniz yerlerde, mesela Ayvalık, Kazdağları'nın dağ köylerinde inen domatesleri almaya çalışın.
Yayla ürünleri tatlarıyla ve kokularının aşırı keskinliği ile tanınabilir. Güvendiğiniz insanlardan alın.
Pınar Kaftancıoğlu
Tarla domatesi yemek hayal oluyor / Güngör URAS-Milliyet 3 Ağustos 2010
Tuta kelebeği (domates güvesi) adında bir zararlı, domateslerin yeşillerini yemeye başladı. Domatesin içine giriyor. Kelebek İzmir, Bodrum ve Antalya’dan Anadolu’ya doğru yayılıyor. Tarlaları silip süpürüyor. Seracılar tedbir almaz ise, sera domateslerini de yiyecek.
“Yaz olsun da tarla domatesi yiyelim. Domatesin tadını alalım” diye bekleşir dururuz. Çanakkale domatesi özlemiyle günler geçer. Geliniz görünüz ki, bundan sonra tarla domatesi yemek hayal olacak.
Güney Amerika’da ortaya çıkan, bir yumurtayla bir nesil bırakabilen “Tuta absaluta” adındaki kelebek (domates güvesi), 2007 yılında İspanya’dan Akdeniz bölgesine giriş yaptı. Günde 35 km mesafe alabilen ve hızla yayılan bu kelebek, bitkinin sapında, yaprağında ve meyvesinde dokunun altına giriyor. Bitkinin sapı, yaprağı kuruyor. Eğer her şeye rağmen bitki ürün verebilir ise ürün kurtlu ürün oluyor.
2007 yılında İspanya’da görüldüğünde önlem almamız lazımdı. Tarım Bakanlığı tehlikeye gereken önemi vermedi.
Bile bile kapıyı açtık.
2009 yılında Tuta kelebeği (domates güvesi), Urla’nın Yağcılar bölgesinde, Çeşme’nin Ovacık Köyü’nde, Çanakkale’nin Batakova beldesinde, Bodrum’un Mumcular bölgesinde tespit edildi. Tarım Bakanlığı gene de olan biteni ciddiye almadı.
Geldik 2010 yılına... Tuta kelebeği (domates güvesi) tarlalardaki domatesleri yiyor. Seralara da dadanır ise, Türkiye’de uzun süre domates üretme şansını kaybedeceğiz.
Türkiye’de yılda 10.5- 11 milyon ton domates üretiliyor. Üretimin 5 milyon tonu seralarda, 5.6-6 milyon tonu tarlalarda yapılıyor. Domatesin yaklaşık 2 milyon tonunu ihraç ediyoruz. 2 milyon tonuyla salça yapıyoruz. Kalanını halkımız tüketiyor.
Anadolu’nun birçok yöresinde aşılı fideyle domates üretimi başladı. Yaz aylarında tarlalarda üretilen domatesler TIR’lar ile komşu ülkelere ihraç ediliyor. Domates güvesi tarla domatesi ihracatını da engeller hale geldi. Son olarak Ukrayna 50 TIR dolusu domatesi “domates güvesi” nedeniyle iade etti.
Üretici perişan
Bodrum’un Mumcular bölgesinde yaşayanların ve tarlalarında sebze ve meyve üretenlerin büyük bölümünün fidelerini Tuta kelebeği (domates güvesi) ürün vermeden yemiş. İlaçla mücadele edenlerin ise ürünlerinde güve var.
Güve giren domateslerin üzerinde ufacık siyah noktalar oluşuyor. Pazarda insanlar eskiden tarla domatesi peşinde koşardı. Şimdi domatesleri ellerine alarak üzerinde siyah noktalar var mı, yok mu diye bakıyor.
Sayın okuyucularım, satın aldığınız domateslerin üzerinde siyah nokta veya kirli renkli benekler görür iseniz, o bölümleri bıçakla çıkartıp atmadan domatesi yemeyiniz, kullanmayınız. O bölümde domates güvesinin yumurtası veya kalıntısı vardır.
İLGİLİ ARANIYOR:
Ekmek diyoruz, süt, et, yoğurt, peynir diyoruz, domates, ayçiçeği, bebek maması diyoruz... GDO diyoruz, gıda güvenliği diyoruz... İnsanın sağlığını, midesini ilgilendiren her konuda sorumlu olarak karşımıza Tarım Bakanlığı çıkıyor. Tarım Bakanlığı sorunlara gereken ölçüde ilgi göstermiyor, çözüm getirmiyor. Bakanlığın zirai araştırma birimleri var. Türkiye’de 27 üniversitenin ziraat fakültesi, 15 üniversitenin veteriner fakültesi var. Bu fakültelerin öğretim üyeleri, araştırma merkezleri var. Bu fakültelerden her yıl 3 bin yüksek ziraat mühendisi ve veteriner hekim mezun oluyor. Ülkede 75 bin yüksek ziraat mühendisi, 25 bin veteriner hekim var. Ve de ülkenin en önemli tarım sorunlarında, gıda güvenliğiyle ilgili konularda bu kurumlar, bu uzmanlar beklenen ilgiyi göstermiyor. Neden acaba?
* Yazıların sorumluluğu yazarına aittir.
*
"Otel Arama" ve "Otel Rezervasyonu" hizmeti,
Amsterdam / Hollanda merkezli Avrupa'nın lider online otel rezervasyonları
şirketi booking.com tarafından sağlanmaktadır.